Onca Yoksulluk Varken-Emile Ajar

Herkese merhaba,

 

Blogumu açarken en büyük hayalim kitap, tiyatro içerikli yazılar da yazabilmekti. Kitap kurdu olduğumdan ya da tavsiye verebilecek donanımda olduğumdan değil. Bunun en çok kendime fayda katacağıma inandığımdan. Bunu yaparken sizlere de fikir verebilirsem ne mutlu bana:) Bütün güzellikler paylaştıkça çoğalıyor. Instagram sayfamda hikaye bölümünde paylaştığım bir  kitap alıntısına gelen bir cevaptan o kadar hoş sohbetler doğabiliyor ki, bunun verdiği tadı anlatamam. Sevdiğiniz bir şeyi başkasının da sevmesi ve bunu bilmek, bunun üzerine konuşmak ayrı bir enerji ve mutluluk veriyor bana kalırsa. Tabi ki hep aynı zevkleri paylaşacak değiliz. Farklılıklar da olacak ki birbirimize daha da çok faydamız olsun. Farklı bakış açılarıyla tanışalım. Büyüyelim, güzelleşelim.

 

Bu bölümde okuduğum kitapların bende bıraktığı hislerden bahsedeceğim. Siz de düşüncelerinizi benle paylaşırsanız çok mutlu olurum.

Yer vermek istediğim ilk kitap, “Emile Ajar- Onca Yoksulluk Varken”. Bu sene okuduğum kitaplar arasında beni en çok etkileyen 5 kitap arasında. Hele bir cümle var ki, sanırım asla unutamayacağım..

Bu kitabı nasıl okumaya karar verdiğimden de bahsetmek istiyorum. “Buket Uzuner-Balık İzlerinin Sesi” okuduktan sonra Romain Gary karakterinden etkilendiğim için “Kimdir Romain Gary?” sorusuyla tanıştım Emile Ajar ile. Romain Gary ve Emile Ajar, bir yazarın iki ayrı kimliği. Buket Uzuner yer yer kafa karıştırıcı, akıcı ve etkileyici bir kurgu üzerine yazmış “Balık İzlerinin Sesi”ni. Amacım kitap özeti çıkarmak olmadığı için daha fazla ayrıntı vermiyorum. Ama severek okuduğumu bilmenizi isterim. Normal olmak ne demek? Normal insanların tepkileri, kaygıları anormal insanlardan daha mı insani? Peki anormal insan nasıl oluyor? Delilik ve normallik arasındaki çizgi gözle görülür mü? Elle tutulur mu? Farklılıklara ne kadar açığız? İnsanların normalleşmesi herkesi mutlu  eder mi? Kitabı okuyalı çok uzun zaman geçti. Şimdi bende bıraktığı tat işte bu.. İlginizi kıpırdatabildiysem bence siz de okumalısınız:) Sıkılmadan, pişman olmadan bitireceğinize inanıyorum.

“Balık İzlerinin Sesi” bende Romain Gary’ye ait bir kitap okuma isteği uyandırmıştı. İnternette kısa bir araştırma yaptım ve ilk okuduğum kitabı “Onca Yoksulluk Varken” oldu.

Analığı asla anne olamayacak ama birçok kadından daha çok hak eden birinden, namusu o güne kadar yaptığı iş yüzünden namussuz olarak etiketlenmiş birinden öğreniyoruz. Kendimizden ve önyargılarımızdan utanmamız için yetmez mi. Yetmez! Bir de şunu duyun: “Uzun zaman Arap olduğumu bilmedim, çünkü kimse beni aşağılamıyordu.” Bunu diyen ufacık bir çocuk. Okula başladığı zaman anlıyor ancak, insanların ne kadar kolay yargılayabildiğini, aşağılayabildiğini.. Küçücük bir çocuğu bile acımasız genellemelerinin içinde harcayabildiğini. Bu cümleyi unutamıyorum ve unutmayacağım. Sadece şu cümleyle yüzleşmek için bile bu kitapla tanıştığım için mutluyum.

Kitabın adı “Onca Yoksulluk Varken”.. Neden böyle bir isim seçilmiş bilmiyorum. Onca yoksulluğun içinde birbirini karşılıksız seven ve sahip çıkan, mutlu olmayı da vefayı da bilen, kan bağı ile aile olmadıkları halde, gerçek bir aile olabilmiş insanların varlığını vurgulamak için mi.. Yoksa bizim sefil sınıflandırmalarımız için mi? El ele vermek için onca yoksulluk varken, neden daha da sığlaşıyoruz ki.. Günden güne..

Bu kısacık kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. En fazla 2 günde bitireceğiniz bu kitap, sayfa sayısının azlığının aksine, insana etkisi uzun süre devam edecek yoğun duygular yaşatıyor.